İnsan zihni hikayelerle veya hikayeleştirilmiş olaylarla düşünür. Kimi insanlar bir olay yaşadığında onu olduğu gibi hatırlar, kimileri ise yaşanan olayları ihtimaller, karakterler ve alternatif sonuçlar ekleyerek ele alır. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan kişilerde bu ikinci durum oldukça yaygındır. Zihin sürekli düşünceden düşünceye zıplar. Bir düşünceden diğerine, bir hayalden başka bir senaryoya geçiş bazen o kadar hızlı gerçekleşir ki kişi kendi düşünce akışına yetişmekte zorlanabilir. Ancak senaryo yazarlığı söz konusu olduğunda bu durum beklenmedik bir avantaja dönüşebilir.
Senaryo yazmak, yalnızca olayları sıralamak değil, aynı zamanda insanların neden belirli kararlar aldığını anlamaya çalışmaktır. DEHB’li bireyler çoğu zaman merak duygusunu yoğun yaşarlar. Bir karakterin neden öyle davrandığını, bir olayın farklı sonuçlanması halinde neler olabileceğini düşünmeye eğilimlidirler. Bu da hikaye paradigması oluşturma sürecinde zengin bir hayal gücü ve güçlü bir üretkenlik sağlayabilir. Pek çok yazarın boş bir sayfaya bakarken yaşadığı tıkanıklık, DEHB’li kişiler için tam tersine dönüşür. Sorun fikir bulmak değil, fikirlerin hangisini takip edeceğine karar vermektir.
Bununla birlikte yaratıcı düşünce ile üretkenlik her zaman aynı şey değildir. DEHB’nin en zorlayıcı yönlerinden biri, zihinde canlı bir şekilde var olan hikayeyi kağıda aktarma sürecidir. Hikaye kafada kusursuz görünürken yazma aşamasında dikkat başka bir konuya kayabilir. Bir sahne üzerinde çalışırken yeni bir karakter fikri ortaya çıkabilir, ardından bambaşka bir hikaye fikri belirir. Sonuç olarak yarım kalan hikayeler, tamamlanmamış taslaklar ve sürekli ertelenen projeler ortaya çıkabilir.
Yine de yaratıcılık tarihine bakıldığında, alışılmışın dışında düşünen insanların sanat ve edebiyat alanında önemli eserler verdiği görülür. Senaryo yazarlığında özgünlük çoğu zaman farklı bağlantılar kurabilmekten gelir. Herkesin gördüğü bir olayda kimsenin fark etmediği ayrıntıyı yakalamak, sıradan bir karaktere beklenmedik bir derinlik kazandırmak veya tahmin edilemeyen bir olay örgüsü oluşturmak, DEHB’nin beraberinde getirdiği düşünce esnekliğinin sonuçları olabilir.
Belki de DEHB ve senaryo yazarlığı arasındaki ilişkiyi en iyi anlatan şey, zihnin düzensizliği ile hikayenin düzeni arasındaki mücadeledir. Bir yanda sürekli yeni fikirler üreten hareketli bir zihin, diğer yanda bu fikirleri belirli bir yapıya dönüştürme gerekliliği vardır. Başarılı bir senaryo çoğu zaman bu iki güç arasındaki dengeyi kurabilen kişilerden çıkar. Çünkü bazen en etkileyici hikayeler, doğrusal düşünmeyen zihinlerin dünyaya farklı açılardan bakabilme cesareti sayesinde ortaya çıkar.
Ali YALINIZ
